İskenderiye, Akdeniz’in kıyısında, binlerce yıllık efsaneleri barındıran bir kenttir. Mısırlı-İngiliz yazar Islam Issa’nın kaleme aldığı ‘İskenderiye Dünyayı Değiştiren Şehir’ adlı eser, bu kenti keşfetmek isteyenler için önemli bir kaynak sunmaktadır. Issa, Birmingham City Üniversitesi’nde edebiyat ve tarih profesörü olarak tanınmaktadır.
Şehir, Makedon Kralı Büyük İskender tarafından M.Ö. 332 yılında Rodoslu mimar Dinokrates’e yaptırılan planla kurulmuştur. Bu nedenle kente adı veren İskender, aynı zamanda burada inşa edilen İskenderiye Feneri ile de anılmaktadır. M.Ö. 3. yüzyılda yapılan bu yapı, 14. yüzyıla kadar ayakta kalmış ve dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmiştir. Günümüzde ise antik fenerin yerini modern Bibliotheca Alexandrina almıştır.
Kayıtbay Kalesi, Memlûk döneminin izlerini taşıyan önemli bir yapıdır. 1477-1479 yılları arasında inşa edilen kale, günümüzde denizcilik müzesi olarak hizmet vermektedir. Ayrıca, Kom el Shoqafa Yeraltı Mezarları da ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır.
Pompey Sütunu, İskenderiye’deki tek orijinal antik anıt olma özelliği taşımaktadır. İlk olarak Roma İmparatoru Diocletianus’un zafer anıtı olarak dikilmiş, ancak zamanla Pompey ile ilişkilendirilmiştir.
Aziz Mina Manastırı, Hristiyanlık tarihinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Mina, inancını açıkladığı için idam edilmiştir ve zamanla bir aziz olarak anılmaya başlanmıştır. Manastır, günümüzde önemli bir hac merkezi haline gelmiştir.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa da İskenderiye’nin tarihindeki önemli figürlerden biridir. 1892 yılında inşa ettirdiği Montaza Sarayı, Akdeniz manzarasıyla dikkat çekmektedir. İskenderiye Ulusal Müzesi ise antik dönemlere ait birçok eseri barındırmaktadır.
Issa’nın kitabı, İskenderiye’nin tarihini mitoloji ve modern yaşam arasında bir köprü kurarak anlatmaktadır. Şehir, geçmişin izlerini taşıyan yapıları ve kültürel zenginlikleriyle günümüzde de ziyaretçilerini büyülemektedir.