1. Haberler
  2. SEYAHAT
  3. Macera Dolu Ürdün

Macera Dolu Ürdün

Düşük fiyatlı bir uçuşla Ürdün'e giden yazar, Petra ve Wadi Rum gibi ikonik yerleri keşfetti. Seyahat boyunca yerel kültürü deneyimleyerek, tarihi alanları ziyaret etti ve unutulmaz anılar biriktirdi.

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Düşük maliyetli bir havayolu şirketinden 9 euro’ya bilet bulduğumda, uzun zamandır gitmek istediğim Ürdün’e doğru yola çıktım. Indiana Jones filmlerinin atmosferini yaşamak için ideal bir destinasyondu. Petra ve Wadi Rum artık önümdeydi. Kıştan yaza geçerken çantamı hazırladım ve soğuk geceler için kalın kıyafetlerimi üst üste giydim. Akabe’de denize girmek için bikinimi de çantama koydum.

Akşam saatlerinde Akabe’ye indik. Kiraladığımız aracın geç gelmesi nedeniyle, ülkede toplu taşımanın pek yaygın olmadığını göz önünde bulundurarak araba kiralamanın ne kadar önemli olduğunu anladık. Şehir merkezine gidip telefon hattımızı aldıktan sonra, Couchsurfing üzerinden bulduğumuz adrese yöneldik. Konaklayacağımız yer, tam anlamıyla bir gezgin evi gibiydi; ranzalı odalar ve dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerle doluydu. Birkaç saat uyuduktan sonra sabah 4.00’te Petra Antik Kenti’ne doğru yola çıktık.

Yolda uyumayı planlamıştım ama manzaralar o kadar büyüleyiciydi ki bu mümkün olmadı. Saat 7.00’de Petra’nın kapısındaydık. Daha önce Jordan Pass adlı bileti almıştık. Biletimizi girişte damgalatarak aktif hale getirdik. Gece mum ışığı gösterisi için ayrıca bilet almak gerektiğini öğrendik; bu da akşam tekrar ana kapıya yürüyüp bilet almamız anlamına geliyordu. Petra’ya gitmek için Siq adı verilen kanyondan geçtik. Bu sırada Ürdünlüler de peşimize takıldı ve “taksi, taksi” diyerek bizi rahatsız ettiler.

Yüksek duvarların arasında yürürken, atlı arabalar yanımızdan geçiyordu. Ortamı mistik kılan geleneksel müzikler eşliğinde Petra’nın kalbi El Hazne’yi görünce rüya gibi bir manzara ile karşılaştık. Petra, oldukça geniş bir alana yayılmış bir antik kentti. Tüm gün boyunca dolaşmak için yeterli zaman bulamamıştık. Son anda aklıma El Deir Manastırı geldi. Gün batmadan oraya ulaşmamız gerekiyordu. Hızla yokuş yukarı koşmaya başladık ve manastırı görebildik.

Gün batımında Ürdün dağlarının üzerinde muhteşem bir manzara ile karşılaştık. El Hazne’ye döndüğümüzde oldukça yorgundum; gün boyunca 42 bin adım atmıştım. Kandiller yanmaya başladığında, bir bankta uzanıp Petra’nın huzurunda uyudum. Uyanınca, o muhteşem yapının önünde bir kez daha kandillerin yandığını gördüm. Akustik müzik dinletisi başladıktan sonra, El Hazne’nin ışıkları yanınca hayranlık dolu sesler yükseldi.

Couchsurfing üzerinden ayarladığımız evi bulmak zor olsa da, yorgunluktan bitkin bir halde villamızı bulmayı başardık. Aile, yöresel yemekler hazırlamıştı; bu tür yerel deneyimler benim için çok değerli. Ürdün’ün ikinci gününde Dana Vadisi’ne gitmek için erken yola çıktık. Ancak, navigasyonla kaybolduk ve köye ulaşmak için zorlandık. Vadideki manzaranın keyfini çıkararak dinlenip müzik dinledik.

Sonrasında Kerek Kalesi’ne doğru yola çıktık. Akşam saatlerinde kaleye vardık. Lut Gölü, seyahatin en ilgi çekici duraklarından biriydi. 430 metre aşağıda bulunan bu göl, yüksek tuz oranı ile ünlüydü. Gölün tuzlu suyu, yüzerken batmamızı sağlıyordu. Ancak suya girmemek gerektiği konusunda uyarıldık; ama deneyimlemek isteyen arkadaşım, sonuç olarak oldukça zor bir durumla karşılaştı.

Amman’da geçirdiğimiz günlerde, Ceraş antik kentine de uğradık. Burada, dünyanın en büyük canlandırmalı gösterisinin yapıldığı günlerden birine denk gelmeye çalıştık. Ancak gösterinin ücretli olduğunu öğrenince izlemekten vazgeçtik. Seyahatin sonlarına yaklaşırken, Ay Vadisi’nde (Wadi Rum) unutulmaz bir deneyim yaşadık. Ancak rehberimizle yaşadığımız sorunlar, tatilimizi zorlaştırdı. Güneşin batışını izlerken, yaşadığımız manzara kelimelerle anlatılamayacak kadar güzeldi.

Macera Dolu Ürdün
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter