Doğu Afrika’nın en eski yerleşim alanlarından biri olan Etiyopya’nın Harar şehri, labirent gibi dar sokakları, tarihi surları ve renkli kültürü ile ziyaretçilerine adeta bir zaman yolculuğu sunuyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli bir merkez olan Harar, Addis Ababa’nın doğusunda konumlanıyor. 2006 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan şehir, özellikle surların içindeki “Jugol” bölgesiyle ön plana çıkıyor.
Şehir, İslam’ın beş şartını temsil eden beş kapıyla çevrili olup, dar sokakları ve beyaza boyalı duvarlarında Harar kültürünü yansıtan simgeleri barındırıyor. “İslam’ın dördüncü kutsal şehri” olarak anılan Harar, aynı zamanda “yaşayan şehir” olarak da biliniyor. Kentte, Türkiye’nin TİKA tarafından restore edilen Osmanlı konsolosluk binası da yer alıyor. Bu binanın duvarlarında Ayasofya ve İstanbul’un görüntüleri yer alıyor.
“Barış Sokağı” adı verilen dar bir sokak, kentteki küslerin barışması için kullanılıyor. Ayrıca, 1800’lü yılların sonlarında burada yaşamış ünlü Fransız şair Arthur Rimbaud’un anısına bir müze de bulunuyor. Rimbaud’un ticaret yaptığı döneme ait eserlerin sergilendiği müzede, şaire ait mektuplar ve fotoğraflar da yer alıyor.
Koleksiyoner Abdullah Ali Şerif tarafından oluşturulan Şerif Harar Şehir Müzesi, şehrin dikkat çeken müzelerinden biri. Bu müzede eski Harari ve Arap el yazmaları, Kur’an-ı Kerim, antika eşyalar ve yerel kıyafetler sergileniyor. Ayrıca, Harar sakinlerinden Bekir Muhammed’in Osmanlı askerlerine yaptığı yardımın belgesi de müzede mevcut.
Şehirdeki terzi dükkanlarının bulunduğu sokak ise “gırgır” olarak adlandırılıyor. Dikiş makinelerinin çıkardığı seslerden esinlenilerek bu isim verilmiş. Burada, küçük dükkanlarda terziler, çeşitli yöresel kıyafetler dikiyor. Ziyaretçiler, bu açık hava müzesini andıran şehirde tarihi mekanlarda fotoğraf çekerek anılarını ölümsüzleştiriyor.