Kış tatili planlarımı, şehirlerin ışık ve renklerle süslendiği Noel pazarları dönemine denk getirmeyi seviyorum. Özellikle Avrupa’nın ortaçağdan kalma şehirlerinde, kışın kasvetini aydınlatan bu pazarlar içimi çocuksu bir sevinçle dolduruyor. Son Noel gezimde iki arkadaşım da bana eşlik ediyor.
Yolculuğumuz, Fransa’nın büyüleyici şehri Lyon’daki Işık Festivali ile başlıyor. Aralık gecelerinde şehir, bir sanat galerisine dönüşüyor; ışık gösterileri, müzik ve renkler arasında kaybolmak, yolculuğun ilk büyülü durağı oluyor. Ardından rotamızı Alpler’in masalsı kasabası Megeve’e çeviriyoruz. Taş sokakları ve karla kaplı çatılarında dolaşmak, kartpostalın içinden çıkmış gibi bir his veriyor. Ancak asıl hedefimiz, Cenevre Gölü kıyısındaki Montrö.
Montrö, Avrupa’nın en ikonik Noel pazarlarından birine ev sahipliği yapıyor. 20 Kasım’da başlayan pazar, 24 Aralık’a kadar açık. Dağların eteklerinde ve gölün hemen yanında kurulan pazarın atmosferi oldukça farklı. Gökyüzünde uçarak halkı selamlayan Noel Baba’yı görmek ise hepimizi çocukça bir heyecana sürüklüyor. Tarih derslerimizden hatırladığımız Montrö, aslında bunun çok ötesinde bir güzellik sunuyor. Alp Dağları’nın eteklerindeki bu şehir, muhteşem bir manzaraya sahip.
Montrö’nün ruhunu tam anlamıyla yaşamak için, Cenevre Gölü manzarasına sahip Fairmont Le Montreux Palace otelinde konaklıyoruz. 1906 yılından beri hizmet veren bu otel, zarif mimarisi ve lüks odalarıyla ünlü. Şehir, gölün sessizliği ve dağ manzarasıyla büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Montrö’de, diğer şehirlerdeki gibi yaygın bir pazar dağılımı yok; her şey göl kenarında, muhteşem bir manzaranın içinde toplanmış.
Göl kenarında yürüyüş yaparken, rengarenk Noel pazarlarını gezme imkanı buluyoruz. Uzun ve ince pazar boyunca 150’den fazla ahşap kulübe yer alıyor. Kalabalık canlı ama rahatsız edici değil; herkesin yüzünde tatlı bir heyecan var. Farklı stantlarda süslemeler, el işleri, şekerlemeler ve sıcak şaraplar bulunuyor. En çok beğendiğim ise baget ekmeğine eritilmiş peynir fondüsü.
Pazarın en heyecan verici anı ise Uçan Noel Baba gösterisi. En iyi manzarayı nereden izleyebileceğimizi bulmak için küçük bir keşfe çıkıyoruz. Tercihimiz Chalet Fondue oluyor; buradan göl, ışıklar ve sahne harika görünüyor. Saat yaklaşırken kalabalığın heyecanı artıyor. Noel Baba gökyüzünde belirdiğinde herkesin gözleri yukarıda.
Noel Baba gösterisi, hafta içi her akşam 17.00, 18.00 ve 19.00’da, hafta sonları ise 16.00’da gerçekleşiyor. Biz, o kadar büyüleniyoruz ki, her seferinde aynı heyecanı yaşıyoruz. Montrö, küçük ama etkinliklerle dolu bir şehir. Avrupa’nın en çok ziyaret edilen kalelerinden Chillon Kalesi’ni göl kıyısını takip ederek ziyaret ediyoruz. Ortaçağ mimarisinin hâkim olduğu bu kaleye yürüyerek ulaşıyoruz.
Ayrıca, çocuklarla seyahat edenler için Noel Baba’nın evi de mutlaka görülmeli. Bu eve ulaşım, Rochers-de-Naye Dağı’na çıkan trenle sağlanıyor. Montrö’ye ulaşım oldukça kolay; en yakın havalimanı Cenevre, buradan araçla yaklaşık iki saat sürüyor. Bizim gibi araç kiralarsanız, yakınlardaki masalsı Alp köylerini de keşfetmek keyifli olacaktır.